Alıntı Yazılar Yazarın Tüm Yazıları
Başka kaynaklardan seçilen önemli yazıları bu başlık altında okuyabilirsiniz.
(Dinle ilgili karmaşık konularda daima akli İslamı öne çıkararak bizleri aydınlatan sevgili Oğuzhan Özçubukçu'nun Kurban'la ilgili sosyal medya paylaşımını onun izniyle buraya aldım. Daima Kuran'ın da yol gösterdiği şekliyle aklı öne çıkararak açıklayan sevgiili Oğuzhan hocaya teşekkür ediyorum. M.Koç)
KURBAN
Oğuzhan ÖZÇUBUKÇU
Kurbanla ilgili yerli yersiz “Z” kuşağının tabiriyle “duyar kasmalar” fazla sıkıcı olmaya başladı. Elbette, ibadet insanların kişisel tercihidir ve her türlü tasarruf hakkına da sahiptir. Siyasi eğilimlere bağlı olarak “kurban” üzerinden de ciddi bir kutuplaşma var.
Öncelikle her medeniyet, kültür ve uygarlıkta “kurban” yaygın bir dini fenomendir. Birçok biçimi de bulunmaktadır. Kanlı, kansız, bitki, kefaret ve sakramental (giz)…
Mayalardan tutun da Mısır’a kadar hatta İslam öncesi geleneksel Türk dininde de “kanlı kurban”, en yaygın ibadet biçimlerinden biridir. Temelinde “al gülüm ver gülüm” prensibi yatar. “Tanrım sana şunu veriyorum karşılığında bana şu dileğimi ver.” Ya da “Kan akıtıyorum kaderime bağlı olası fena şeyleri benden uzak tut.”
Dilimizde “günah keçisi” şeklinde geçen deyim de İsrailoğullarının, işlenen bir suç üzerine kabilelerindeki tüm suçu bir keçiye yükleyerek uyguladığı başka bir kurban geleneğidir. Anadolu’da yaygın olan “adak” kurbanı da aynı şekilde al gülüm ver gülüm prensibine dayanır. Kan eski pagan ve İsrailoğlu geleneklerinde “ruhun” cisimleşmiş halidir ve kutsaldır. Bu nedenle “kurbanın” amacına ulaşması için kanı akıtılmalıdır.
İslamın emrettiği “kurban” yukarıda geçen hiçbir öğe ile eşleşmez. Hac/37’de açıkça bu gelenekleri eleştirerek; “kestiğiniz kurbanın ne eti ne de kanı bana ulaşır” der. Ancak onları hidayet sahibi olabilmek için “ihtiyaç sahiplerine” ulaştırılması gerekliliğini de açıkça vurgular. Dolayısıyla İslam, kanla arınma veya kurban üzerinden dileklerin gerçekleşeceği ibadet biçimini inananlarından talep etmez. Hatta haram aylarda ekolojik dengenin bozulmaması için avlanma yasağı koyan Kuran (maide/95), bunun yerine getirilmemesi durumunda, yine ihtiyaç sahiplerine dağıtılmak üzere kurbanı kişinin madden yerine getirebilecek durumu yoksa “oruç” tutmasını emreder. Bu nedenle sadece kurban üzerinden de bir yaptırım ortaya koymaz.
Sonuç olarak, hayvansal proteinler insan yaşamı için oldukça zaruridir. İnsan dünyada var olduğundan bu yana gelir adaletsizliği süregelmiştir. İslam, kurbanın birey açısından Allah’a yaklaşma arzusuyla birlikte “sosyal adaleti” sağlama aracına da dönüştürmüştür. Diğer kült ve tapınımlardaki gibi “insanın bireysel maddi arzularına ulaşma” talebini kurban üzerinden gerçekleştirmesini de eleştirmiştir.
Bu vesileyle Kurban Bayramınızı da kutluyorum.
Oğuzhan ÖZÇUBUKÇU
https://www.facebook.com/oozcubukcu/posts/10159598291146385
