KELİME DEYİP GEÇMEYİN
Mustafa Koç
“Kelime“, her dilde anlamı olan en küçük sözdür. Duygu ve düşüncelerimizi cümle kurarak kelimelerle /sözcüklerle anlatırız. Ancak kelime deyip geçmeyin. Çünkü bir dili oluşturan yapının temeli olan sözcükler; öğrenmek, anlamak, anlatmak ve düşünmek için çok önemlidir. Çünkü sözcükler olmasaydı dil de olamazdı. Oysa dil, sadece bir konuşma aracı değil ki...
Dil, aynı zamanda düşüncenin de yaratıcısıdır. Filozoflar, “eğer dil olmasaydı düşünce de olmazdı” derler. Demek ki dilin, düşünceyi açığa çıkarma ve aktarma aracı olarak hayatımızda çok büyük önemi var. Dil yoluyla insan oğlunun bilme ve öğrenme yolculuğunda nasıl bir serüven yaşadığını düşünmemiz gerekiyor.
Bilimi ve uygarlığı yaratanın da dil olduğunu söyleyebiliriz. Bilgileri kuşaktan kuşağa aktaran yazılı, sözlü ve görsel dil, sadece edebiyatı değil, bugünkü uygarlığımızı, bilimi ve teknolojiyi de bugüne taşımış oluyor.
İşte dilin temel yapı taşı olan kelime bu nedenle de çok önemli. Her dilin zenginliği, aktif olarak kullanılan kelime sayısıyla yakından ilgilidir. Her insan için de böyledir bu. Ne kadar kelime bilirseniz, söz dağarcığınız ne kadar zenginse öğrenme gücünüz de anlatma gücünüz de o kadar zengindir. Bu nedenle her yurttaşın yeteri kadar sözcük bilmesi, kelime hazinesini zenginleştirmesi gerekiyor.
Sadece günlük kullanım ve sokaktaki insanlarla anlaşmak için 300-400 sözcük yeterli olabilir. Ama eğitim için, akademik çalışmalar için, bilimin ve insanın gelişmesi için çok sözcük bilmek zorundayız. Çünkü çok kelime bilmek daha derin, daha zengin bir düşünme sisteminin de altyapısıdır.
Türk çocuklarının uluslararası PISA sınavlarda okuduğunu anlamada geri sıralarda kaldığı biliniyor. PISA uzmanları bunun nedeni olarak Türk çocuklarının yeteri kadar sözcük bilgisi olmadığını söylüyor. Demek ki okumak ve okuduğumuzu anlamak için de çok sözcük bilmek zorundayız. Kelime dağarcığımız zengin olmazsa okuduğumuzu iyi anlayamaz, düşüncelerimizi iyi anlatamayız.
Bu nedenle kelime hazinemizi geliştirmeye katkı yapmak için dikkatimizi kelimeler üzerine çekmek istedik. Sözcükler üzerinde farkındalık yaratmak ve herkesin daha çok sözcük öğrenmesini teşvik etmek amacıyla “kelime hazinem” kitaplarıyla, eğlenceli, oyun tadında yeni bir öğrenme yöntemi geliştirmeye çalıştık. “Bilişsel anlam çağrışımı” olarak tanımladığımız bu sistem, klasik yönteme hiç benzemiyor.
Klasik öğretim yönteminde, “bu kelimenin anlamı şudur” diyerek sözcükleri ezberletmeye çalışırız. Oysa ezber bilgi, bir süre sonra unutulmaya mahkumdur. Bilişsel anlam çağrışımı yöntemiyle çocuğun “keşfettiği” sözcük, onun kendi bulduğu bir sözcük olarak ezberlenmiyor, doğrudan öğreniliyor ve zihin kitaplığına kaydediliyor.
Kelime Hazinesini geliştirmek sadece çocuklara hitabeden bir çaba olmamalı. Her bireyin kendi dilini daha iyi kullanabilmesi için, daha iyi anlama, daha düzgün anlatma ve daha zengin düşünme becerilerini geliştirmeye ihtiyacı var. Bu nedenle kelimeler aleminde sonsuz bir yolculuğa çıkılacak bu kitaplar sadece çocuklar için değil, gençler ve her yaştaki yetişkinler için de eğlenceli bir öğrenme yöntemi olacaktır.
Çünkü Anlam Çağrışımı Yönteminde sözcükler ezberlenmiyor, adeta bireyin kendi çabasıyla keşfediliyor. Çocuğun bilişsel becerilerini ve ipuçlarını kullanarak “keşfettiği” sözcükler artık çocuğun kendi söz dağarcığına girecek bir sözcüktür ve o sözcük artık ona aittir.
Kelime hazinesindeki eksiklik, düşünce gücümüze de yansıyacağına göre bu konunun ne kadar önemli olduğu kolayca anlaşılabilir. Çünkü herkes;
· Bildiği sözcük kadar anlayabilir (öğrenebilir),
· Bildiği sözcük kadar anlatabilir ve
· Bildiği sözcük kadar düşünebilir.
Düşünce gücünün giderek azaldığı bir toplumun geleceği olmaz. Bu nedenle kelime bilgisi eksikliğinin biraz da “milli bir sorun” olarak ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Bu nedenle ilk kez Milli Eğitim Bakanlığının zaman geçirmeden her sınıfa haftada en az bir saat “Kelime Dersi” koymasını öneriyorum. Yabancı dil öğretirken öğrencilere durmadan kelime öğretme etkinlikleri düzenleyen okullarımız kendi dilimiz için de bunu yapmalıdır.
İlköğretim çağındaki Türk çocuklarına verdiğimiz ders kitapları yaklaşık 4-5 bin kelimeyle yazılıyor. İngilteredeki çocukların aynı dönemdeki kitaplarının ise 10-15 bin sözcükle yazıldığı biliniyor. Bu bilgi bile bu konunun ne kadar önemli olduğunu anlatmaya yetebilir. Düz bir mantıkla şunu söyleyebiliriz: Erken yaşlarda 10-15 bin sözcüğe maruz kalarak eğitilen çocuklar her karşılaşmada 4-5 bin sözcüğe maruz kalanları yenebilir.
Kelime hazinesi yetersizliğiyle ilgili kaygıları kamuoyuyla paylaşmak ve sözcükler üzerinde farkındalık yaratmak amacıyla kelime öğretimine dikkat çekmek istedim.
Daha çok kelime bilmek; daha gelişmiş, daha bilgili insan demek.
Daha çok kelime bilmek; daha kolay öğrenme, daha güzel konuşma demek.
Hepsinin yanında daha çok kelime bilmek, daha iyi, daha yaratıcı düşünme demektir.
Sakın, bir kelime deyip geçme!
Çünkü bir kelime seni üzebilir, ağlatabilir, yaralayabilir; ama aynı zamanda seni sevindirebilir, güldürebilir, mutlu da edebilir. Unutma her zaman bir kelimenin, bir sorunu başlattığı gibi büyük bir sorunu bitirebilme gücü de vardır.
İyi anlayan, kolay öğrenen, güzel konuşan ve yaratıcı düşünmeye yatkın kuşaklar yetiştirmenin en temel adımlarından biri dilimizi ve kelime hazinemizi geliştirmektir.
Kelime hazinesinin gelişmesinin yolu öncelikle çok okumaktan geçiyor. Söz dağarcığımızı okuyarak, yazarak, konuşarak ve dinleyerek daha hızlı geliştirebiliriz.
Saygılarımızla...
